27 Nisan 2010 Salı

matruşkalara makyaj:)


evvelden yaptığım matruşka yüzükleri resinle kaplayıp parlak olmalarını sağladım.
daha hoş oldular gibi..

26 Nisan 2010 Pazartesi

oyuncağım canım benim canım benim :)))

evi marangozhaneye çevirme konusunda emin adımlarla ilerliyorum:))
hepimizin bir zamanlar orta okulda iş-teknik derslerinde kullandığı basit kıl testere ile epey kas yaptıktan sonra bir üst seviyeye atlama zamanım gelmişti, araştırdım, sordum soruşturdum en sonunda bu makinada karar kıldım.

proxxon marka, minik, hız ayarı yapılabilen, çok iş gören bi oyuncak:) dikiş makinası misali, aşağı yukarı hareket eden testere ucu ile kesim yapılabilyor. düz çizgileri keserken çok iyiyim de, dairesel kesimlerde acemilik var biraz ama alışırım zamanla heralde..

23 Nisan 2010 Cuma

23 nisaan kutluuuu olsuuunn

bir 23 nisan çocuğu olarak (!) kendime çok şahane bi oyuncak aldım:))
pek mutlu, pek şenim bu yüzden:)
fotoğraflarıyla paylaşıcam çok yakında

15 Nisan 2010 Perşembe

elma - armut not defterleri

bi ara pek çok yabancı sitede yer verilmişti bu not defterlerine
her ikisi de çok cici, çok sevimli görünüyor.

geçenlerde yetenek-sizin'in linkini verdiği dealextreme sitesinde buldum. elma da armut da 2.5 dolar civarında. hem de ücretsiz kargo diyor, alsam mı ki:))

14 Nisan 2010 Çarşamba

yeni yeni..

yiyecekler ve çocukluk

dün akşam havuç rendelerken aklıma geldi havucu küçükken nasıl yediğim. sonra hafızamı biraz kurcalayınca başka başka şeyler de anımsadım.

bi bakın bakalım siz de aynı yöntemleri denemiş misiniz:))

1-havucu yerken, önce dıştaki kısmı kırt kırt bitirir, içindeki daha sert kısmı sade yemeyi tercih ederdim..

2-yarıdan kesilen salatalığın içini çay kaşığı ile oyup yer, oluşan 'bardağa' su doldurup içer, bi süre bu şekilde oynadıktan sonra kalanını da yerdim..

3-bu klasiktir ama kiraz yerken illaki küpe yapardım..

4-balık kraker yerken, ısırmak suretiyle, boylamasına ikiye ayırmaya çalışırdım..

5-haşlanmış mısırın tanelerini sırayı bozmadan yemeye çalışırdım..

biliyorum manyakça görünüyor ama yapar ve çok keyif alırdım bunlardan:))))

13 Nisan 2010 Salı

yağmur ve kuşlar

yağmur da, yağmur sonrası toprak kokusu da, yağmur altında sakin sakin yürümek de değişmeyeceğim şeyler. bu sebeple yüzükteki silüeti oldum olası sevmişimdir.
teldeki kuşlar da epey evvel amerikan servis için çizdiklerimin mini mini olanları.
her ikisi de ahşap üzeri resin kaplama ve her ikisini de çok romantik buluyorum:)

12 Nisan 2010 Pazartesi

BÖ! 2010

blog ödülleri 2010 için ben de giriş yaptım bu yıl. şansımızı deneyelim bakalım:))
hobi kategorisindeyim ve hatta oylamak isterseniz buyrunuz :)

oy kullanmak için cep telefonuna gelen aktivasyon kodunu istiyorlar, iyi bi karar olmuş. böylece "temiz" bi oylama olacak zannediyorum..

8 Nisan 2010 Perşembe

kuşlu yüzükler

yine ahşap üzerine resin kaplama yüzükler. bu kez kuş figürleriyle..

bu aralar işlerim fena biçimde yoğun, üstelik önemli kararlar alma eşiğindeyim. "özel sektörde devam etsem mi yoksa kamu mu" tercihi yapma evresindeyim. yorgun hissediyorum..
epey gecikmeli de olsa "Secret"ı izledim geçen akşam. aslında hep bildiğimiz şeyler; olumlu düşünmek, pozitif olmak, stresten uzak durmak, evrenin enerjisi falan filan. ama öyle örneklerle kısa görüntülerle izleyince insan "vay be" diyor..

7 Nisan 2010 Çarşamba

yaptım rahatladım:)

kuru dallar ve kağıt çiçeklerle yapılan çalışmaları pek çok kez görmüştüm sağda solda. bi tane de Adadeniz yayınlamıştı 10 marifette.
ben de deneyip hevesimi almazsam çatlardım orta yerimden, denedim rahatladım:))

haftasonu gittiğimiz parktan toplamıştım dalları, çiçekler de linkte görüldüğü üzere kırmızı kağıttan kıvrılarak yapılıyor.
köşeye, konsolun üzerine yerleştirdim, ben sıkılana kadar dursun bakalım sonra nasılsa yeni bişeyler çarpar gözüme:))

6 Nisan 2010 Salı

torpil

ofis penceremin karşısındaki apartmanda oturan bi teyze var.
mutfak penceresinin önüne ufak bir masa yerleştirmiş, zamanının büyük kısmını orada geçiriyor. çaylar içiliyor, bişeyler atıştırılıyor, sokak gözleniyor.. bir de güzellik yapıp pencerenin önüne kuşlar için yemler bırakıyor. daha doğrusu, kuşlar için değil de tek bir kuş için.

ara ara teyzeyi izlemeyi kendime iş edindim nerdeyse.. kuş geliyor camın önüne tam yemleri yiyecek, eğer o açık renkli güvercin değilse cama bir iki tık tık, pırrr uçup gidiyor zavallıcık..
ama beklediği / beslediği açık renkli güvercin gelmişse hiç ilişmiyor ki rahat rahat yesin. yanına başkası gelirse hemen müdahale ediliyor, özenle kovuluyor.

ben de şaşkınlıkla izliyorum bu torpili..

3 Nisan 2010 Cumartesi

kelebekli yüzükler

meğer bu resin öyle "yaptım oldu" denebilecek bişey değilmiş. bu akşam yapıyorsam yarın fotoğraflayıp gösteremiyormuşum, epey meşakkatliymiş:))
tabanı hazırlamak zaten bi süreç, sonra resinle kaplayınca 2 gün kuruması için geçiyor. bi bakıyorum kimisinde baloncuk kalmış, kimisine çakmağı fazla tutmuşum yanmış derken bi kısmı eleniyor.
ben de yaydım sehpanın üzerine, kurumayı bekleyen bir sürü parça.. o araya başka işler sıkıştırıyorum yoksa içim sıkılıyor:)

bu arada bu kelebekler panoda da kullandığım şablondan. yüzük olabilecek minik hallerini çıktı almıştım. 2 farklı biçimde denedim..

1 Nisan 2010 Perşembe

ahşap oymaca

son birkaç gündür bu panolara uğraşıyordum.
basit çiçek, kelebek ve yaprak desenlerinden oluşan 3 parça dörtgen çizip kıl testeresi ile oydum.
en çok vakit alan ve oyalayan kısmı testere ucunu takıp çıkarmak ve zımparalamak oldu.

bu biçimde oyulan çalışmalarda, çizimin içine ince matkapla bir delik açılıyor, çivi ile denemeyin kontraplak çatlıyor, denedim biliyorum:)
sonra testere ucu bu delikten geçirilip tekrar kola sabitleniyor. aynı işlem her bağımsız desen için tekrarlanıyor..
kelebekli olanı ahşabın kendi renginde bıraktım, diğer ikisi de kahve ve yeşil. bu üç renk de salonumda bulunan renkler..

panoları duvarda asılmış biçimde fotoğraflamak isterdim aslında ama kimbilir ne zaman asılacak:)