27 Şubat 2011 Pazar

son durum


askısı takılmış hali de budur efendim.

askının metal parçasını, başka bir elbise askısından söküp kelebeğin arkasına silikonladım. üzerini kapatmak için de küçük bir parça ahşabı yapıştırdım. ön yüzünden herhangibir pürüz görünmüyor zaten. kelebeğimiz kullanıma hazır :)

kelebek, askısız haliyle dekoratif bir objeye dönüşecek yakında marifetli arkadaşların ellerinde:)

edit:


aslında bu kelebekten güzel stencil şablonu olur sanki:))

25 Şubat 2011 Cuma

Alamarka / kampanya

Alamarka, üyelik sistemi ile çalışan, kapalı devre bir alışveriş sitesi.
sık sık güncellenen farklı marka ve indirimleriyle, herhangi birşey almayacak bile olsam hergün gezmekten keyif aldığım sitelerden birisidir..

şu sıralar, Alamarka aracılığıyla PS3 veya Ipad kazanma şansı bulunuyor.
siteye buradan üye olup, 15 Mart'a kadar arkadaşlarını davet eden kişi, bu ödüllerden birini kazanma şansına sahip oluyor.

sonrasında, davet ettiğiniz arkadaşları bir de PS3 turnuvasına davet etmek fena olmaz hani:)

**advertorial**

23 Şubat 2011 Çarşamba

notalı kelebekler

eski yazılı kelebekler buradaydı, bunlar da notalı versiyonu.
kelebek boyutlarında düzenleme yapmak isteyen olursa şayet, buradan psd dosyasını indirip, yeniden boyutlandırabilir..

22 Şubat 2011 Salı

kelebekli fular askısı


yabancı alışveriş sitelerinde dolaşırken bu çok beğendiğim fular askısını görmüştüm. (hemen alttaki fotoğraf) ahşaptan üretilmiş, hem şık hem işlevsel bir parça.

kanatlardaki delikler ufak boyutlarda olduğu için atkı/şal vs için uygun değil, ama ince, baharlık fularları toparlamak için biçilmiş kaftan..


ben de ahşaptan kesip, oyulması gereken yerleri oydum. şimdilik tek eksiği askı aparatı. onu da bi elbise askısından söküp bu kelebeğe monte edeceğim, sonra doğru dolaba.

koyu zemin üzerinde şöyle bir bakınca, askı olmasa bile dekoratif bir obje olarak bile kullanılabilir.


alttaki iki fular da benim bir zamanlar ördüklerim.
gördüğünüz üzere hiçbir numaraları yok. 3-5 sıra düz ör, sonra 1 ilmek ör 1 şişe dola boşlukları oluştur.

elimden bu geldiği için hem kırmızısını hem de siyahını örmüşüm. hatta geçen gün o mavi tonunda olan yumağı da aldım üçleyeyim diye :)) böyle nerdeyse dikiş ipi kalınlığında, iiincecik, yumuşak bi ip. elimdeki en kalın şişle öreceğim onu da

hobisi tahta kesmek olan bi kadından ancak böyle uyduruk örgüler çıkar işte :)))

21 Şubat 2011 Pazartesi

haftanın sonu

-cumartesi günleri hala neden olduğunu anlamadığım biçimde 9.30 da işe başlayıp, 12.00 de çıkıyorum. sebebi yalnızca, benim o güzel uykumun ve olası upuzun kahvaltımın engellenmesi sanırım, başka ne olabilir ki..
-neyse ki 12'den sonrası bana ait. şöyle bir dolaşıp kafa dağıtılabilir, uafak tefek alışveriş yapabilir ve evime gidip ortalığı toparlayabilirim.
-akşamında, dışarda yemek ardından kurtlarımızı dökmeye gidebiliriz
.
-pazar sabahı cumartesinin acısını çıkarıp uzun uzun kalvaltı edilir.
-bitmek üzere olan siparişlere son uygulamalar yapılır ve fotoğraflanır.
-öğleden sonra bol ekşili kısır ve çay eşliğinde film izlenir
-kısa bir yürüyüş, bol bol mayışıklık ve gün biter..

pek çok severim haftasonlarını:)

18 Şubat 2011 Cuma

deneyim kazanmıştık ya hani

deneyim kazandık ya artık, bir sonraki aşamaya geçebiliriz dimi :)

bu kez kırmızı renkli keten kumaş aldım 1 metre. eni ne kadar hatırlamıyorum şimdi ama, ölçüp biçtim 6 kişilik amerikan servis ve ortaya bir runner çıkaracak kadar yetiyor.

oymaya uygun bir desen beğenip a3 kağıda göre düzenleyip yine a3'e çıktısını aldım.
zaten a3'ün boyutları(42*29.7cm) amerikan servise uygun, dolayısıyla her kesimde ve desen çiziminde pratiklik sağlıyor. desenlerini maket bıçağıyla oyduğum kağıdı kumaşın üzerine koyup çiziyorum sadece. sonrası ince uçlu bir makas ve sabrınıza kalmış..

çizdiğim yerleri oyup çıkardıktan sonra porselenleştirme tutkalıyla ince bir hat geçiyorum.
kuruduktan sonra yine makasla pürüzlerin temizlenmesi kalıyor. henüz 1 tanesini bitirebildim :)) yaza yetişir inşallah:))

16 Şubat 2011 Çarşamba

karışık duygular içindeyim :)


-bizim Seko (kardeşim) fotoğrafa meraklıdır, festival falan bişeyler yapıyorlar okulda. dün bendeydi. makinesinin yanında bir de ışık kaynağı getirmiş oynadık azıcık. böyle 500 wattlık baya güçlü bişey. öyle ki onu kapatınca bi an salonumuz ne karanlıkmış dedim:)

demek ki, ben fotoğraf çekmek için gün ışığını bekliyorum, işe çıkmadan hemen önce, sabah perdeleri açıp ezik ezik debeleniyorum. siz sevgili fotoğrafçı arkadaşlar isterseniz gece 1'de fotoğraf çekiyorsunuz. çok kıskandım sizi :)


-fırından yeni çıkmış sıcak simit + çay + pınar beyaz üçlüsüne bayılıyorum resmen. nasıl keyifle yiyorum anlatamam, o ne basit bir menü aksine ne güzel bi lezzet, kahvaltı uzadıkça uzasın istiyorum, o derece yani :)

ama biliyorum pınar beyaz denen o nefis şey çok ama çok zararlıymış, asla tüketilmemeliymiş, başka peynirler eritilerek yapılıyormuş, bol bol katkı maddesi içeriyormuş filan. sevgili krem peynir üreticileri, sorarım size, :) tamam bana bi faydası olmayıversin o peynirin ama zarar da vermesin. böyle nötr, sadece keyiften yiyebileceğim bişey olsun. olmaz mı ki?


-bir iki gündür gezilecek yerler araştırıyorum. nerde kalınır, nereleri illaki görülmelidir.. önümüzdeki günlerde 3-5 günlük izinim de yok ki neyse bu heves:) tatili özledim sanırım. pek iş de yok bu günlerde, baksanıza vakit kah internetten ev bakarak, kah görülecek yeni yerler seçerek geçmekte.
sayın patronum bari bıraksanız da gitsek, hı :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

çizim masası şeklinde kapı süsü / pano


bir çizim masası üzerinde ne tür ıvır zıvırlar olur?
T cetveli olmazsa olmaz, 45'lik ve 30'luk gönyeler, düz cetvel, kalemler, rulo yapılmış eski çizimler, merdiven yahut kapı, pencere detayları, karalanmış sonra beğenilmeyip atılmış eskizler, arada kafa dağıtmak için açılıp bakılacak yapı ve tasarım dergileri, illaki koca bir adet selobant ve masanın muhtelif yerlerine yapışmış bant artıkları..

aslında masa eğimli durduğu için bunların bir kısmı bu masanın üzerinde durmaz, odanın çeşitli yerlerine dağılmış durumdadır ama kapı süsü/pano olacak bir çalışmada görünmelerinin hiçbir sakıncası yoktur dimi:))

aklıma gelen tüm detayları eklemeye gayret ettim.
tabanı ahşaptan kesip beyaza boyadım, tüm cetvelleri asetattan kesip asetat kalemiyle çizgilerini çizdim. proje çizimlerini uygun boyutlara ayarlayıp çıktılarını aldım. kalemleri kürdandan yapıp keçeli kalemle boyadım.

ölçeği, gerçek ölçülerinin 10 defa küçültülmüş halidir.

masada saydıklarım arasında bant rulosu eksik ama, üzerinde çalışılan proje kağıdının köşelerine bakarsanız minik bantlar var orjinaline uygun olarak. çizim yaparken kağıdın gergin olması ve kaymaması lazım:))

duvara ya da kapıya asılacağı için bütün parçalar yerlerine sabitlendi, askısı da arkasına gizlendi.
diğer kapı süslerini görmek isterseniz buradalar


ben de ekşisözlükte Behzat Ç. yorumlarını okuyup geleyim. her pazar Erdal Beşikçioğlu'nu hayranlıkla izleyip bir de ardından ekşideki yazılanları okuyorum, pek keyifli oluyor:))

9 Şubat 2011 Çarşamba

full+full

bu aralar ev bakmaktayız yavaştan, işten fırsat buldukça emlak sitelerinde şöyle bir tur atıyorum da tanımlamalar, sıfatlar, anlatımlar şahane..

-bi kere full+full takıntısıdır gidiyor, her ilanda var muhakkak
-bir de olup kelimesi sık sık geçiyor ilanlarda, bu işin raconu heralde; "dairemiz yola yakın olup, yerler laminant parke olup, mutfak çok kullanışlı ve geniş olup, çocuk parkı ve yeşillik olup, olup, olup kaçırılmayacak bir dairedir"
-evine gönülden bağlı olanlar var bir de; mutfak dolapları özel tasarım olup, (bildiğin sıradan mutfak dolabı aslında) güney cephelidir, güneş her zaman içerde, lüks daire, kaçırmayın üzülürsünüz (!?)
-kimi odaların fotoğraflarını da sanki yere uzanıp çekmişler, yalnızca zemin görünüyor. kadrajda pencere filan yok ki oranlayıp odanın büyüklüğünü çıkarabileyim.. pencere görünmeyince ne anladım o fotoğraftan, oran için parkeleri mi sayayım tek tek??

ilanlara bakarsak ev bulmak çok kolay. bütün evler yapılı, cadde üzerinde, markete, hastaneye, postaneye yakın, kaçırılmayacak, mükemmel ve elbette full+full...

7 Şubat 2011 Pazartesi

banyo kapı süsü - pano


banyoya uygun üç dekupaj resminin hatlarına göre ahşap plakalar kestim önce.
sonra da resimleri yapıştırıp vernikledim..



5 Şubat 2011 Cumartesi

yağmur

yağmuru özleyeniniz var mı?
şöyle sakin bir müzik çalsa arkadan, pencereden yağmur sesi ve gök gürültüleri gelse, ışıklar kapalı, ılık ılık bişeyler dolsa odaya..

nefis olurdu doğrusu..

sırf bunun için site yapan düşünceli arkadaşlar varmış:)
eşim, "bak sana ne göstereceğim" diyerek açtı, bir yağmursever olarak mest oldum.

güzel bir müzik açıp şu siteye bi tıklayın bakalım beğenecek misiniz siz de:)

4 Şubat 2011 Cuma

basit bir boyunluğa basit düğmeler


annem, ördüğü hırkanın artan yününden bu düz kısa parçayı örmüş, ver dedim ben boyunluk yapayım ondan.
iki-üç farklı boyunluk bağlama çeşidi gördüm internette, dümdüz sarmışlar, çapraz bağlamışlar, böyle şekilli şekilli şeyler:)

bir modele bağlı kalıp dikişle tutturmak ya da düğme dikmek istemedim. ahşaptan daireler kesip gri ve kırmızı kumaşla kapladım. arkalarına da broş iğnesi yapıştırdım. böylece farklı modellerde kullanabilecek hale gelmiş oldu:)

-daireye pürüzsüz kumaş kaplamak zormuş, önce kenarlardan başlamak gerekiyormuş, ilkini harcadıktan sonra öğrendim
-farklı modellerde kullanabiliyorum dedim ama bu evden çıkma süremi artırdı
-son olarak "heeellvacııı helvaaa, şeker lokumlu helvaa" çık aklımdan artık!!

2 Şubat 2011 Çarşamba

2,5 TL'lik runner


böyle çiçekli bir örtüyü internette görüp çok beğenmiştim. nasıl yapsam, kumaşı tek tek kessem atar mı, keçeden mi denesem düşünceleriyle kumaşçıda tazgahlar arasında dolanıp durmuştum.

keçe hevesimi oymalı bir takıma saklıyorum, kumaştan yapacağım ama bakıyorum bütün kumaşların kenarı atmaya müsait ki hiç anlamam dikişten kumaştan filan ama şöyle bir uçlarına bakıp kontrol ediyorum rengini beğendiklerimi:)

ben öyle dolaşırken kumaşları elleye elleye aklıma evdeki porselenleştirme tutkalı geldi, eh dedim denemekten zarar gelmez. tezgahlardan birinde bi kumaş rengi beğenmiştim, gri-kahve gibi birşey, metresi 2,5 TL. imiş, aldım 1 metre, eve gidince de ilk işim uzun parçayı kesip, kenarlarını tutkallamak ve makineye atmak oldu..



bi güzel yıkandı, kurudu baktım tutkallı kısımlara bişey olmamış e devam o halde:) sonrası fotoğraflardan da görüldüğü üzere, birsürü çiçek kesildi, tutkallandı, minik dikişlerle tutturuldu ve bir kaç deneme kompozisyonunun ardından yerlerine sabitlendi.

daha kumaşımın yarısı duruyor onu da aynı biçimdeki bir pano için kullanacağım, bir de bunun krem ya da beyaz renginden yapacağım masa için.. çok el oyalayıcı ama sadeliğiyle evime yakıştığını düşünüyorum, en azından hevesimi alana kadar kullanırım:)

1 Şubat 2011 Salı

bonibon, çantada cepte bonibon


yaptığım örtünün fotoğrafını çekmek için evdeki bütün bonibonları kaseye boca ettim ki afilli, renkli bişeyler olsun:))) mutfaktaki dolaplardan biri bakkal dükkanı gibi zaten; çikolata, bisküvi, gofret ve hatta kağıt helva gibi ıvır zıvırlarla dolu, bari dedim, bana modellik etsinler:)

ve elbette şarkısı da dolandı dilime ama nedense "bonibon, çantada keklik bonibon" gibi saçma bir biçimde.. sonra baktım da orjinali başlıktaki gibiymiş, ben kekliği nerden çıkardım bilmiyorum:)