30 Mart 2011 Çarşamba

bu tarifi mutlaka görmelisiniz


internette dolanırken rastladığım farklı tarifleri mutlaka deniyorum. merak işte..
bu tarif de o meraklardan birinin sonucu, farklı ve pratik bir tarif olduğu için siz de görün istedim..

yalnızca 3 adet malzememiz var;
1 bardak sıvı yağ (ben 2 parmak kadar azalttım)
1 poşet krem şanti
3 bardak un (ben ölçmedim, aldığı kadar koydum)

sıvı yağ ve krem şantiyi çırpıyoruz önce. sonra azar azar unu ekleyip yoğuruyoruz ve 170 derecede 25-30 dk pişiriyoruz. hepsi bu :)

ben çeşit olsun diye kimisinin üzerine nesquik serptim, koyu kahve görünenler onlar.
sonuç olarak hem çok pratik hem de lezzetli bir kurabiye oluyor, öneririm..

tarife burada rastlamıştım

26 Mart 2011 Cumartesi

Kahramanlar Öldü mü?


 dün akşam bu 2 perdelik oyundaydık. beklediğimden vasattı açıkçası.

konusu: düzen, medya-siyaset birlikteliği, çıkar ilişkileri, kendine pay çıkarmaya çalışan patronlar ve sisteme karşı duran kahramanlar..


 konu güzeldi de, işleniş biçimi ve oyunculuklar eğreti idi sanki. abartılı oyunculuk, büyük büyük cümleler sıktı beni. tavsiye eder miyim? etmem sanırım..

beğendiğim bir sahne vardı: "biz namuslular birbirimiz gözümüzden tanırız" diyor. "çok açığa çıkmamalıyız çünkü oyunbozan oluruz, dışlarlar bizi" sonra bir defter çıkarıp "buraya tüm namusluları yazdım" diyor. "Marks, Che, Çetin, Ahmet Taner, Nazım.."

25 Mart 2011 Cuma

kelebekli panolar


öncelikle eski yazılı kelebeklerden çıktı alıp kestim tek tek onları. aslında niyetim şekilli delgeç kullanarak kelebekleri çıkarmaktı ama nereye baktıysam kelebekli olanın büyük boyu yok. satılanlar hep 1-1.5 cm'lik.

3-4 cm kesim yapanlar yurtdışında satılıyor ama fiyatı kesmek istediğim birkaç kelebeğe göre fazla gelince ben de kendim kestim. 


aynı çalışma kasnak üzerine kumaş gerilerek de yapılabilir. ben hazır elimde ahşaplar varken onları kullanmayı tercih ettim. zımparaladım, boyadım. bir de ertafına ayrıca çerçeve kesip onu da kahverengiye boyadım.

sonrası kesilen kelebekleri istenilen kompozisyonda yapıştırma işinden ibaret.

son fotoğraf akşam flaşla çekildi, bundan ötürü, görüldüğü üzere hiçbir derinlik yok..

24 Mart 2011 Perşembe

10 tane işi aynı anda yapmaya çalışırsan..


... hiçbiri bitmez işte.


gün içinde, çalışırken, aklıma bişeyler geliyor. tez canlıyım ya hemen o işe başlamam gerek. akşam eğer evdeysem, bana kalan vakitte alıyorum elime malzemelerimi. ama elbette bitmiyor yapmak istediğim.


başka bir gün başka fikirle gidiyorum. sonra da çalışma odası niye bu kadar dağınık :) sebebi budur işte :)


bunlar son günlerde uğraştıklarım, henüz başlamadığım, fotoğraflara dahil olmayan iki işim daha var :)
hepsini bitireceğim hepsini :)


22 Mart 2011 Salı

mmm, ne hoş şeylersiniz öyle..


tek renk pano üzerine beyaz siluet ve stilize edilmiş ağaçlar..(kaynak)


(kaynak)
düşen rakamlar.. (kaynak)
(kaynak)
(kaynak)

kelebekli nihale ve mıknatıslı toplar (kaynak)

16 Mart 2011 Çarşamba

Ankara'lılara özel


şehirlere özel günlük fırsatlar sunan sitelerden birisi de grupanki. tek farkı var, Ankara Keçisi logosuyla, yalnızca Ankara'ya özel fırsatlar yer alıyor sitede.

örneğin bugün, yarı fiyatına Hüdaverdi'de brunch fırsatı var, kaçmaz :)
buradan üye olup indirim kuponunu alabilirsiniz
**advertorial**

15 Mart 2011 Salı

banyo kapı süsü


internette bulduğum bu dekupaj resimini çok beğenmiştim. tam banyo kapısına asmalık :)
çıktısını alıp dış hatlarından ahşaba çizdim önce. sonra ahşabı kesip üzerine resmi yapıştırıp vernikledim..

11 Mart 2011 Cuma

pasajdan ürün başına 0.5 tl hediye


pasaj.com kampanya düzenlemiş fakat konuyla ilgili mail göndermemiş. tesadüfen haberim oldu benim de.

evvelden de böyle bir kampanya yapmışlardı. satış için listelediğiniz her ürüne 0.5 tl değerindeki puan yükleniyor hesabınıza, sonra bu puan bedelini yine pasajdaki ürünlerde harcamak üzere kullanabiliyorsunuz.

esasen pasaja üye kişiler arasında dönecek bir kampanya..
detaylar burada

9 Mart 2011 Çarşamba

brrrr


okullar 2 gün tatil olmuş, kocam gelmiş ben büroda kös kös oturuyorum.
bi yandan da gözünün içine bakıyorum bana da tatil olsa diye. neyse ki çok bekletmedi beni, saat 2 civarı çıktık:)

eve ulaşınca dosdoğru parka.. üşüdük, dizimize kadar kara batıp ıslandık ama pek çok eğlendik:)

yaptığımız kardanadamı da göstermek isterdim ama Leylak Dalı'nın Şuayipcan'ından sonra utandım:))

 

mahsur kaldım :)

en son bu kadar çok karı yaylaya çıktığımızda görmüştüm sanırım, Ankara'da görmeyeli epey olmuştu.
lapa lapa yağıyor şu anda, öyle güzel ki..
fakat dün akşam hayatımın salaklığını yaptım. iş çıkışı kar yağıyor, belli tarfik sıkışık olacak. bunu bile bile, metroyla 15 dakikada gideceğim evim yerine otobüse binip annemlere gittim. daha doğrusu gitmeye çalıştım.

bütün araçlar yolda bekleşiyor, trafik feci, çantamdaki kitabım sabah bitmişti ki otobüste/metroda kitapsız çok sıkılırım, müzik çalarımı da sabah değiştirdiğim çantama almayı unutmuşum.. herşey mi üst üste gelir..
insanlar bir yandan söyleniyor, trafik akmıyor, ilerde kaza olmuş yol kapalı yalnızca duruyoruz.

kapalı alan korkum yoktur ama bir ara mahsur kalmış olma duygusu daralttı beni. durmadan aptallığıma hayıflanıyorum, git işte evine niye düşünemiyorsun ki..

bi ara İstanbul'da yaşamadığıma şükrettim. neyse ki tahminimden önce açıldı yol, bizim işkence de bitmiş oldu :))

sabah keyfini sürdüm ama, kaçırır mıyım :) işe gelirken yolumu uzattım, şapkamı çıkarıp sakin sakin yürüdüm. azıcık geç kaldım ama değdi :)

8 Mart 2011 Salı

amerikan servis / stencil şablonları


şablonları A3 kağıt boyutuna göre ayarladım. benim yaptığım gibi servis yapımında, yahut başka çalışmalara stencil baskı yapımında kullanılabilir..

umarım işinize yarar:)





5 Mart 2011 Cumartesi

azmettim bitirdim, evet :)


(inanamıyorum, onca yazdım, uzun uzun anlattım. yazının sonuna gelip yayınla dediğimde blog gitti. benim yazım da uçtu. eh yasak varsa inat da var, yazarım yeniden)

hani başladığım bi takım vardı. yaza biter mi acaba diyordum, sandığımdan erken bitti :)
sonuçtan memnunum, bir an evvel yemekli misafir ağırlamak istiyorum ama yeniden böyle ince iş isteyen bişey yapar mıyım? elbette hayır :) denedim, hevesimi aldım, bitti :))



1 metrelik kumaş almıştım bu takım için. biraz daha arttı, 8'e tamamlayabilirdim ama sıkıldım. kalan kumaşı da başka biçimde değerlendiririz artık..
8 kişilik başka bir çalışma var aklımda artık ona kısmet :)

bu kez yapım aşamalarını fotoğraflamaya gayret ettim, buyrunuz:


öncelikle deseni A3'e çıktı alıp oyulması gereken yerleri maket bıçağı ile çıkarmıştım.
A3'ün ölçüleri amerikan servis için uygun olduğundan dolayı, kağıdı kumaşa koyup dörtgenler kestim pratikçe. kumaşı ölçüp biçmekle uğraşmadım.



oyduğum şablonu kullanarak kumaşın arkasına deseni çizdim. kalıp hazırlamak da burada pratiklik sağlıyor. esas el oyalayan kısmı deseni makasla tek tek kesmek.

aslında oyulacak gözü daha az olan farklı bir desen seçseydim işim daha kolay olurdu ama akıl işte :) nasılsa acelem yok deyip başlamış bulundum..


neyse, son aşama deseni ince uçlu bir makasla oyduktan sonra tutkallamak. yine kumaşın tersinden porselenleştirme tutkalı kullanarak ince hatlar geçtim. ben bunun için fırçanın arkasını kullandım ama kürdan vs. gibi bişey de olabilir.

porselenleştirme sıvısı kuruduğunda şeffaflaşıyor ama tamamen kaybolmuyor, o yüzden kumaşın arkasını kullanıyoruz. ön yüzden hiçbirşey belli olmuyor.

bir de bu porselenleştirme sıvısını sulandırarak mı kullanıyorlar, yahut her kumaşa uygulanabiliyor mu hiçbir fikrim yok. ben el yordamıyla ilerliyorum biraz..

en son da kırpıntıları temizlemek kalıyor, sonra kullanıma hazır.

ilk yıkamada sorun çıkmamıştı ama umarım 3-5 yıkama sonrasında da bu halini korur. bakalım, göreceğiz :)

şimdi sırada sandalyelerime uygun, şuradaki gibi çiçekli, çift renkli bir çalışma var :)

3 Mart 2011 Perşembe

Geç Kalanlar


Dün akşam  Küçük Tiyatro'da bu oyunu izledik. bildik bir konusu var aslında, "sevginizi söylemekte geç kalmayın, hayat o kadar da uzun değil"

evli bir çiftin yaşadıkları, ilk perdede erkeğin bakışıyla anlatılıyor, ikinci perdede kadının..
ilk perde biraz daha durağandı sanki ama ikinci perde daha hareketliydi, hem komik hem hüzünlü..


sonu ise sürprizli bitti. meğer oyun esnasında ara ara çalınıp açılmayan telefonun bir sebebi varmış :) ki ben o çalan telefonu ilk seferinde bi seyirciden geliyor sandım. bak bak kapatmamış telefonu diyordum kendi kendime :) güzel bi detaydı..

özellikle çiftlerin birlikte izlemesini tavsiye ederim, ilişki sorgulanırken kendinizden muhakkak bişeyler bulacaksınız :)


fotoğraflar

not: bloglara erişim yasağı devam ediyor hala. com uzantılı alan adlarına erişilebiliyor diye biliyorum ama yazımı görebilecek misiniz emin değilim..

son olarak bloğuma dokunma

1 Mart 2011 Salı

internete girmek tehlikeli ve yasaktır!

"internete girmeyin. okumayın. üretmeyin. paylaşmayın. bilgilere erişmeyin. hatta buna aracı internet bağlantınızı kesin gitsin. tv/radyo/gazete ne veriyorsa o. gerisini kurcalamayın.."