29 Haziran 2011 Çarşamba

..

"pazar günleri evin tüm ayakkabısını boyayan baba" diye bi başlıkla karşılaştım

sahiden öyleydi, koridora gazete serilip hepsi boyanırdı tek tek, ince ince uğraşılırdı :)

sonra bir de şu: "yaz akşamları eve dönüşte dondurma getiren baba" ama öyle hazır dondurma değil. plastik kap içinde kiloluk dondurma. karışık ama illaki kakaolusundan ve sadesinden biraz daha fazla..

gözlerim doldu yahu, iyice duygusala bağladım son günlerde..

27 Haziran 2011 Pazartesi

basit küpe yapımı


genelde yapıştırılarak kullanılabilen, deliksiz boncuklardan bulmuştum. küpe yapmak için aldım.
siyah nazar boncuklarının delikleri var, ama onlar da disk gibi olduğu için küpeye uygun.

şöyle küpe iğneleri de satılıyor boncukçularda..
küpe iğnelerini boncuklara silikonla yapıştırıyoruz.
ve küpelerimiz hazır.
çifti ortalama 1 liraya mal oluyor böylece

23 Haziran 2011 Perşembe

ilk tepsi denemesi


aman dekupaj yapmak ne oyalayıcı bi işmiş, deneyince anladım.
arkadaşlar öyle güzel resimler paylaşıyorlar ki, bi heves giriştim ben de..

seçtiğim resim toprak rengi ile krem arasında tonları olan bi resimdi aslında ama yazıcının azizliğine uğradım, eflatun çıktı. renkli kartuş bitiyor sanırım.

neyse, tepsinin kendisini açık renge boyamak ayrı dert zaten, kapatabilmek için kaç kat boyadım hatırlamıyorum. ilk deneme için resim de büyük geldi elime. yapıştırırken bir iki yeri kırıştırdım, sonra düzeltebildiğim kadarını düzelttim.

meğer elim ne kadar alışmış minik şeylere. onları pıt pıt boyayıveriyor, kolayca vernikliyordum ya, bu şaşırttı beni:) ama sonuç olarak bitirdim, kullanıma hazır hale getirdim.

sıra diğer iki tepside :))

21 Haziran 2011 Salı

olsa da yesek:)


elimdeki toprak lekelerini görmezden geliniz lütfen:)


bu pıtırcıklar dağ çileği. nasıl keskin aromalı, nasıl güzel kokuludur.
bunlardan sonra, satın aldıklarımız plastik gibi geliyor.

17 Haziran 2011 Cuma

blogger buluşması

şayet bi aksilik çıkmazsa yarın ben de orada olacağım.
detaylar burada

15 Haziran 2011 Çarşamba

spor- sepet- ikea


üzerimdeki halsizliği atmam, spora başlamam, stresten uzak durmam, iyi şeyler düşünmem gerek..


stres aslında bir bakıma hormon oyunları imiş ve vücutta etkilemediği yer yok gibi neredeyse.
kötü düşünceler, kaygı, başka sıkıntılar hep davet edici rol oynuyormuş. o sebeple herşeyin başlangıcı olan "iyi düşün iyi olsun" mottosu olmazsa olmaz ve hatta stres için söylenen şu söz de uygulanmalı "ya savaş, ya da kaç"


kendime kısa notlardan sonra gelelim bu güzel sepete, kimin elinden çıktığını tahmin edebiliyorsunuz değil mi:) sevgili lolipu'nun hediyesi, bir kez de burdan teşekkür etmiş olayım. çok, çok beğendim:)


ve reklam panolarından gördüğüm son haber de ikeanın Ankara şubesi ile ilgili. 23 haziran perşembe günü açılış varmış. demek kiiiii sonraki cumartesi ordayız :)

6 Haziran 2011 Pazartesi

haftanın sonu


önce scrabbleda büyük hezimete uğradım,


acısını tavlada çıkarırım dedim ama nafile, bi yenilgi de ordan :)


hastalık sebebiyle pek birşey yiyemeyince 2 kilo vermiştim.
herkes yaz öncesi kilo vermeye çalışıyor, ben de o verdiklerimi geri almaya:)


ahşapla uğraşmak bi süre yasak bana. can sıkıntısını giderecek bişeyler de lazım olunca ufaktan, resin çalışmalarına yeniden başladık.
eskisi bitince yeni bir marka almıştım ama kokuluymuş biraz. cadence markadan şaşmamak lazım.


pazar akşamını da arkadaşlarla parkta gezinti yaparak sonlandıralım demiştik ama mide bulantısı ve halsizlik başlayınca kısa kesmek zorunda kaldık. 
tam toparladım, iyileştim diyorum, birden bi aksilik çıkıyor. var bende bişeyler ama hadi hayırlısı...